ماڵه‌وه‌ > Comment > ئیسلام بە کوردی لە ئامەد :)

ئیسلام بە کوردی لە ئامەد :)

islamidemokratikلەسەر پێشنیاری ئۆجالان، کۆنگرەی یەکەمی ئیسلامیی دێمۆکراتیک لە ئامەد بەڕێوە چوو. مەلای کورد بە کوردی شرۆڤەی کورد، ئیسلام، دێمۆکراسی و مافی نەتەوەییان کرد :)

Advertisements
:هاوپۆله‌کانComment
  1. : رۆژپڕێس|Rojpress
    11 ئایار 2014 له‌ 11:34

    ئامه‌د؛ کۆنگره‌ی ئیسلامی دیموکراتیک به‌ په‌یامی ئۆجه‌لان ده‌ستی به‌کاره‌کانی کرد
    ئۆجه‌لان ڕایگه‌یاندووه‌ که‌ ئومه‌ی واحیده‌ ده‌سته‌واژه‌یه‌کی واتاداره‌، به‌ڵام ئه‌وه‌ به‌ واتای پاساوهێنانه‌وه‌ بۆ بابه‌تگه‌لێک وه‌کوو یه‌ک گه‌ل، یه‌ک ده‌وڵه‌ت و یه‌ک ئاڵا نییه‌.
    به‌پێی هه‌واڵی کوردپرێس، به‌ گێڕانه‌وه‌ له‌ ماڵپه‌ڕی هه‌واڵی Haberdiyarbakir، ڕۆژی شه‌ممه‌ له‌ هۆتێل گرین پارک له‌ شاری ئامه‌د، کۆنگره‌ی ئیسلامی دیموکراتیک ده‌ستبه‌کاربوو.
    پڕۆفیسۆر قه‌دری یڵدرم، سه‌رۆکی به‌شی زمانه‌ زیندووه‌کانی زانکۆی ئارتوکلوی ماردین وه‌کوو نوێنه‌ری کۆمیته‌ی ئاماده‌کاریی کۆنگره‌، له‌ وتاره‌که‌یدا له‌ مه‌راسیمی کردنه‌وه‌ی کۆنگره‌ ئاماژه‌ی به‌ پێوه‌ندی پته‌وی نێوان ئایینی پیرۆزی ئیسلام و گه‌لی کورد کرد و گرینگی دان به‌ بنه‌ماکانی ئایینی و ئیسلامی به‌ تایبه‌تمه‌ندیی کۆمه‌ڵایه‌تی و که‌لتووری ئه‌م گه‌له‌ ناوبرد.
    له‌ درێژه‌ی کۆنگره‌که‌دا، په‌یامی شه‌ش لاپه‌ڕه‌یی عه‌بدوڵڵا ئۆجه‌لان، سه‌رۆکی زیندانیکراوی په‌که‌که‌ بۆ کۆنگره‌ خوێندرایه‌وه‌.
    له‌ په‌یامه‌که‌دا، ئۆجه‌لان ئاماده‌بووانی به‌ ده‌سته‌واژه‌ی “برایان و خوشکانی ئیمانداری من” ناوبرد و داوای کرد ڕێگه‌ نه‌ده‌ن ئایینی ئیسلام له‌لایه‌ن خاوه‌ن ده‌سه‌ڵات و زلهێزه‌کانه‌وه‌ به‌کارببرێت.
    هه‌روه‌ها ئیسلامی به‌ ئایینی برایه‌تی و ئاشتی ناوبرد و ڕایگه‌یاند که‌ به‌گوێره‌ی ئامۆژه‌کان و ئاماژه‌ ڕاسته‌وخۆکانی قورئانی پیرۆز، له‌ ئیسلامدا شتێک به‌ ناوی ئومه‌ی واحیده‌، یه‌ک زمانی و یه‌ک نه‌ته‌وه‌یی بوونی نییه‌ و قورئان ئاماژه‌ی داوه‌ته‌ پێویستیی به‌هادان به‌ فره‌یی ئیتنیکی و که‌لتووری.
    ئۆجه‌لان ڕایگه‌یاندووه‌ که‌ ئومه‌ی واحیده‌ ده‌سته‌واژه‌یه‌کی واتاداره‌، به‌ڵام ئه‌وه‌ به‌ واتای پاساوهێنانه‌وه‌ بۆ بابه‌‌تگه‌لێک وه‌کوو یه‌ک گه‌ل، یه‌ک ده‌وڵه‌ت و یه‌ک ئاڵا نییه‌.
    ناوبراو دوو ڕه‌وتی ئه‌لقاعیده‌ و حزبوڵڵای به‌ ڕه‌وتی تێکده‌رانه‌ ناوبرد و ڕایگه‌یاند ئیمپراتۆرییه‌تی به‌ریتانیا به‌رده‌وام هه‌وڵی داوه‌ بۆ دووبه‌ره‌کی نانه‌وه‌ و دوور خستنه‌وه‌ی موسڵمانان له‌ یه‌کتری و تێکدانی بیرۆکه‌ی ئیسلامی.
    ئۆجه‌لان ئه‌وانه‌ی که‌ په‌که‌که‌ به‌ پارتێکی بێ دین و کۆمۆنیست ناوده‌به‌ن به‌ به‌نده‌ی وشه‌ و ده‌سته‌واژه‌کان ناوبرد.
    سه‌رۆکی په‌که‌که‌ له‌ په‌یه‌ماکه‌یدا بۆ کۆنگره‌ی ئیسلامی دیموکراتیک ئاواته‌خوازه‌ ئیسلام له‌ قۆناغی ئێستادا به‌گوێره‌ی هێڵی ئیمام حسێنی سه‌رده‌م و سه‌لاحه‌ددینی ئه‌یووبی سه‌رده‌م به‌ره‌وپێشه‌وه‌ بڕوات.
    کۆنگره‌ی ئیسلامی دیموکراتیک ئه‌مڕۆ کۆتایی به‌ کاره‌کانی ده‌هێنێ.

  2. : رۆژپڕێس|Rojpress
    11 ئایار 2014 له‌ 11:36

    10 Mayıs 2014 Cumartesi 13:33
    İşte Öcalan’ın ‘Demokratik İslam Kongresi’ mesajı
    PKK Lideri Abdullah Öcalan, Diyarbakır’da bugün başlayan ve iki gün sürecek olan ‘Demokratik İslam Kongresi’ne bir mesaj gönderdi.
    PKK Lideri Abdullah Öcalan, Diyarbakır’da bugün başlayan ve iki gün sürecek olan ‘Demokratik İslam Kongresi’ne bir mesaj gönderdi.

    İşe o mesajın TAM METNİ

    Kürdistan Demokratik İslam Kongresine
    Mümin kardeşlerim;

    İslam’ın ana merkezlerinde büyük bir savrulmayı, ihanet ve isyanı yaşarken, “Kürdistan” ve “Demokratik” kavramlarını, eksik ve yanlış anlamada yol açabileceğinin bilincinde olarak yine de daha büyük yanlışları önlemek ve özdeki doğrulara yol açmak açısından kullanmaktan çekinmedim.

    Özellikle İslam’ın iki büyük merkezi olarak kendini günümüze de dayatan iktidarcı Arabi, Selefi akımlarla İrani Şia akımların devletçilik bağlamında yol açtıkları büyük tahribatlara karşı mekan halk ve demokrasi merkezli kavramlarla mücadele bayrağı açmayı aynı dinin özündeki doğruya sadakatle bağlı olmanın gereği saymaktayım. İki iktidarcı devletçi merkeze karşı demokratik ve mekan merkezli karşı çıkışların en büyük toplumcu ahlaki ve politik ifadesi olarak İslami yanıt aramayı bulmayı ve iradeleştirmeyi kongrenizin en temel görevi saymakta ve selamlamaktayım.

    Her iki ana merkezci iktidarcı ve devletçi akım, kapitalist emperyalist yükselişin bağlamında gelişmiş olup dönemin egemen saltanat bloğu olan Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde kullanılmıştır. Özellikle yeni dünya hegemonu olarak yükselen İngiliz İmparatorluğu tarafından. Halen de sıkı sıkıya kullanma durumu devam etmektedir.

    Her 2 merkez de milliyetçilik mikrobunu İslam’ın özüne karşı sonuna kadar kullanmışlardır. Kendi ulus devletlerini doğuşunda kapitalist emperyalizmin ana zor kavram ve uygulaması olan ulus devletçi sistemi en zorba tarzda kendi halklarına zalimce dayatmaktan asla tereddüt etmemişlerdir. Halbuki İslami ümmet anlayışı öz itibariyle ulus devletçilikle asla bağdaşmaz.

    Zaten İngiliz İmparatorluğu İslam ümmetini parçalamak için ulus devletçiliği onun başat ideolojisi milliyetçiliği çok bilinçli olarak İslam ümmetinin bağrına beynine ve rahmine yerleştirmiştir. Son 200 yıllık tarih bir nevi İslam’ın mekanlarında ve halklarında İslam’ın bütün değerlerini neredeyse onulmaz bir biçimde tahrip etmiştir.

    Mümin Kardeşlerim;

    İslam gerçekten din adına söylenebilecek en son evrenselliği temsil etmektedir. Hem dili hem de felsefesi sayesinde önemli bir evrensellik kazanmıştır. Bundan kuşku yok. Amma çok önemli bulduğum bu aynı felsefenin dini yeni İslam’ın bir de “tekil” kavramı itibariyle ifade ettikleri ve yaşamsallaştırdıkları gerçekliği vardır. Evrensel yan kendini “Allah’ın birliği” olarak güçlü ifade ederken muazzam bir külliyata kavuştururken bunun üzerinden inşa edildiği “tekiller” üzerinde aynı önemle durulmamış çok sayıda eksik yanlış çatışmacı yorum ve uygulamalara tabi kılınmış, oluruna bırakılmıştır. Temel görevlerimizin başında mekana ve zamana bağlı olmayan Allah’ın nasları kadar önce oluşturulan tekil nasları da aynı sorumluluk ve yetkinlikle ele almalı ve haklarını teslim etmeliyiz. Bilimsel ifade ile söylersem; genel ilkelerin somut uygulanışını adil ve özgürce başarmalıyız. Daha somut olarak genelde tüm canlılara özelde insana özgü topluluklara İslam evrenselliğinin özünde yatan adil ve özgürce yaklaşımları uygulamalıyız. Kul hakkı yememek ve karıncayı ezmemekle dile getirilen budur.

    Ama iki zalim merkezden kaynaklanan “Hizbullah” ve “El Kaide” bozguncuları esasında kapitalist hiçleştirmenin İslam ümmetinin başına bela ettikleri güncel faşizmi temsil etmektedirler. İdam sehpaları kelle koparmalarıyla korkunç faşizmi başta Kürdistan halkı olmak üzere tüm İslam olan ve olmayan halklara insanlara karşı uygulamaktadırlar. Otoriter laikçi ve milliyetçi faşizmin dünün ve bugünün halen acımasızca uygulanan devletçi faşizmi iken sözde daha güncel ve radikal dinciliğin faşizmi de bu adı geçen akım ve partiler eliyle olmaktadır.

    Değerli Mümin Kardeşler;

    Kürdistan’daki özgürlük hareketi asla ne bu otoriter laikçi milliyetçi ne de radikal dinci geçinen iki ana merkezli sapkınlığa düşmeyecek ve fırsat tanımayacaktır. İnanıyorum ki temsil ettiğiniz özgürlük hareketi her türlü milliyetçi dinci cinsiyetçi bilimci geçinen kapitalist ataerkil iktidarcı anlayış ve uygulamalara karşı radikal demokrasinin ve özgür mekanı kendisi olacaktır. Çağdaş İslami ümmetin “millet birliğini” anlamlı buluyorum. Ama bu asla “Tek devlet, tek millet, tek bayrak” zırvalamaları anlamına gelmemektedir. Tersine ilgili ayetteki “birbirinizi tanıyasınız diye sizi farklı kavimler halinde yarattık” hükmü gereğince çoğulcu demokratik eşit ve özgür bir İslami ve birliğinde olan diğer kavimlerin “milletler birliğini” ifade etmektedir. Kongrenizin hem İslam’ın evrenselliği hem tekilliği bağlamında gerek İslami Milletler Birliği gerekse bağrındaki çoğulculuğun ifadesi olan her mezhebi tekiller sorununa doğru yaklaşımlar ve uygulama esaslarını gerçekleştireceğine dair inanç ve umudumu ifade etmek isterim.

    Hareketimizin batının ideolojik hegemonyasının bir sonucu olan dini-laik ikilemine boğmamak esastır. İslam’ın kendisini dini laik bağlamına sıkıştırmakta bence yanlıştır. İslam’da ki yaşam bütünlüğünü bozmaktır. Ayrıca sanki modaymışçasına İslami kriterleri kılık kıyafetler üzerine tanımlama dar pozitivist yaklaşımlardan öte bir anlam ifade etmez. Eğer illa genel bir güncel İslami tanımlama da bulunma gereği varsa bunu kültürel İslam olarak belirlemek kanımca herkesi içermesi nedeniyle doğruya daha yakındır. Kültürel İslam’la kast edilen hem gerçekleşmiş hem de anlamını sürdüren İslam toplumu olmaktadır. Unutmamalıyız ki İslam doğduğunda şekli şartlar ibadet biçimleri bugün yüklenmeye çalışılan katı anlamlardan bir hayli uzaktır. İlk söz “OKU” idi. Yani anlamla ilgiliydi. Esas olanda budur. Bu husus rahatlıkla günümüz içinde geçerlidir. Günümüz için İslam’ın anlamı dolayısıyla tanımı tarihi toplumsal bir gerçeklik olan İslam toplumlarında adil demokratik özgür kriterleri geçerli kılma ve bunun için cihadı ekber ve cihadı şurayı yani sürekli eleştirel ve özeleştirel yaşamaktır. Diğer bir deyişle nefis ile mücadeleyi dıştan gelen şer güçlerine karşı daimi kılmaktır.

    Saygıdeğer mümin kardeşlerim

    Kongrenizin genel hatlarıyla ifade etmeye çalıştığım anlamı kadar sürekliliği ve bundan sonraki kurumsallaşması daha da önemli bir görev olarak önümüzde, önünüzde durmaktadır. İslami diyarların genelinde olduğu gibi, Kürdistan’da sürekli yeni bir İslami kurumlaşmaya şiddetle ihtiyaç vardır. Küresel kapitalizmin türevleri olmaktan öteye gidemeyen, sulta kökenli Şia, Selefi ve İvan’i kökenli cemaatleri aşmak, yeni kurumsallaşma için gereklidir. Çare elbette resmi Diyanet İslam’ı değildir. Resmi Diyanet İslam iğdiş edilmiş” İslam olup gayri resmi İslam’dan daha anlamsız, zıddına hizmet eden bir İslam karikatürüdür. Faşizmden liberalizme kadar geniş hizmet sahaları vardır. Bu anlam da karşı İslam rolü oynarlar. Gerek resmi, gerek “gayri siyasi” cemaat, İslam’ın son Türkiye’de denenen pratikleri, kapitalizmin en talancı, en çevre düşmanı, en iktidarcı örneğiyle toplumu karşı-karşıya bırakmıştır. Adil, özgür ve demokratik İslam bu gerçeğin alternatifi olarak, kendini anlamlandırmak ve sürekli bir kurumsallaşmaya tabi kılmak durumundadır. Yeni kurumsallaşmanın adını, örgütlenme esaslarını ve amel biçimlerini derin bir vukuf ve iradeyle oluşturacağınıza dair inancımı belirtmek isterim.

    Son olarak, bazıları, hereketimizi, ateist, komünisti materyalist gibi batılı kavramlarla tanımlamak istemektedirler. Bunlara “kavram kölesi” demek daha uygun düşer. Yalnız şu kadarını söylemeliyim ki ; Eğer İslami toplum doğası bir gerçekse, İslam’ın dindarı ve ateisti olmaz. Bunlar kavramsallaştırmalardır.

    En zor koşullarda, tüm küresel kapitalist zorbaların kuşatması altında en gelişmiş savaş teknikleriyle, saldırı altında bulunan, her şeyi sömürülen bir halkın, Kürt halkının, sahte İslam’ın zulmüne, sömürüsüne en çok maruz kalmış bir toplumum savaşçılarına ancak Hz. Ali timsalinde kahramanlık yakıştırılabilir, eş kılınabilir. İslam’ın (mazlumlar tarihinin) en adil, özgür ve demokratik geleneğini temsil ettiğimize dair en ufak bir şüphem yoktur. Bu gerçekliği dünyanın diğer tüm mazlum halklarıyla güncel olarak paylaşan öncülüğe layık olmak kadar, günün ve geleceğin gerekli kıldığı yeniliğe ilişkin olarak da en ideal hareketi olduğumuza dair kuşkum yoktur.

    Çağdaş bir Hüseyni, çağdaş bir Selahaddin’i hareketin sentezi olmak, en önemli mutluluk, dolayısıyla iman kaynağımdır. Hepinizi paylaşamaya, iradeleşmeye, eyleme çağırıyorum. Toplumsal esinin adil, özgür adı olan Allah’ın birliğine davetle birlikte güvende olmanızı diliyor ve kongrenizi tekrardan selamlıyorum.

    Abdullah Öcalan
    İmralı F Tipi Cezaevi

  3. : رۆژپڕێس|Rojpress
    11 ئایار 2014 له‌ 11:36

    Öcalan’dan ‘Kültürel İslam’ önerisi
    Öcalan’dan ‘Kültürel İslam’ önerisi
    11/05/2014 02:00 A+ A-
    Demokratik İslam Kongresi’ne mesaj gönderen Öcalan, “Güncel bir İslami tanımlama gereği var ise ‘Kültürel İslam’ diyebiliriz” dedi.
    Haber: FARUK BALIKÇI / Arşivi
    OKAN KONURALP / Arşivi
    Facebook’ta Paylaş
    Abdullah Öcalan’ın önerisiyle düzenlenen ve Avrupa , Irak, Suriye ve Türkiye ’den 48 din adamının çağrıcısı olduğu Demokratik İslam Kongresi, dün Diyarbakır’da toplandı. DTK çatısı altında düzenlenen kongre Mele İsa Deniz’in Kuran-ı Kerim’i okuması ile başladı; tercihin ise Fetih Suresi olması dikkat çekti. Bu tercihin ‘barış süreci’ne göndermede bulunmayı amaçladığı öğrenildi. Sure, Hazreti Muhammed ile Mekkeliler arasında imzalanan ‘Hubeydi Anlaşması’nın hemen sonrasında inmesi, İslam’ın elde edeceği zaferlerden bahsetmesi nedeniyle ‘Fetih’ ismiyle anılıyor. Kongreye yurtiçi ve yurtdışından 340’ı aşkın din adamı, akademisyen, yazar ve uzman katıldı. HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Mardin Artuklu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Şeyh Said’in torunu Kasım Fırat, Rojava bölgesinin Cizire kantonu Din İşleri Bakanı Şeyh Mihemed El-Kadiri de katılımcılar arasındaydı.

    Mümin kardeşlerim
    Öcalan kongreye, İmralı’dan gönderdiği mesajla katıldı. Öcalan’ın HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken tarafından okundu. Öcalan katılımcılara “Mümin kardeşlerim” diye seslendi ve “İlla güncel bir İslami tanımlama gereği var ise bunu ‘Kültürel İslam’ olarak belirlemek, herkesi içermesi nedeniyle doğruya daha yakındır. Kültürel İslam ile kastedilen hem gerçekleşmiş hem de anlamını sürdüren İslam toplumudur” dedi. Öcalan, mesajında özetle şöyle dedi:
    “Çağdaş İslami ümmetin millet birliğini anlamlı buluyorum. Ama bu asla ‘tek devlet, tek millet, tek bayrak’ zırvalamaları anlamına gelmemeli. (…) Hizbullah ve El Kaide bozguncuları İslam ümmetinin başına bela ettiği güncel faşizmi temsil etmektedir. (…) Bazıları hareketimizi ateist, komünist, materyalist gibi Batılı kavramlarla tanımlamak istemektedirler. Bunlara kavram kölesi demek daha doğru olur. Eğer İslami toplum doğası bir gerçekse İslam’ın dindarı da ateisti de olmaz. Kapitalist zorbalığın kuşatması altında olan, en gelişmiş savaş teknikleriyle saldırı altında bulunan bir halkın savaşçılarına ancak Hazreti Ali timsalinde bir kahramanlık yakıştırılabilir. Toplumsal esinin özgür adımı olan Allah’ın birliğine davetle birlikte güvende olmanızı diliyorum.”
    Kongre bugün yayımlanacak sonuç bildirgesiyle sona erecek.

  4. : رۆژپڕێس|Rojpress
    11 ئایار 2014 له‌ 17:12

    Kürt din alimlerinden özeleştiri11 Mayıs 2014 Pazar 15:02 | Diyarbakır’da 340 delegenin katımlıyla başlayan Demokratik İslam Kongresi’nde Rojava başta olmak üzere yaşanan katliamlar, faili meçhul cinayetler ve Kürt sorununda din alimlerinin sesinin çıkmaması eleştirildi. Kongrede din alimlerinden oluşturulacak bir heyetin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevinde bulunduğu İmralı Adası’na gitmesi gibi bir çok öneri geldi

    Haberi Yazdır
    Kürt din alimlerinden özeleştiri
    Diyarbakır’da, Demokratik İslam Kongresi’nin birinci gününde “Ortadoğu’da barış arayışı ve Kürt sorunun çözümü” konuşuldu. Kongrenin moderatörlüğünü Federal Kürdistan Bölgesi’nden gelen Yekgirti İslam temsilcisi ve kadın parlamenter Hewraz Ahmet yaptı.

    Ahmet, İslam adına Müslümanlara zulüm yapıldığını anlatarak Medine Sözleşmesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ahmet, “İslam adına zulüm yapıldığı zaman kendimize bakmalıyız. O zulümden acı duymalıyız. Ama tarih zulüm yapanları yargılayacaktır” dedi.

    “İSLAM SİYASALLAŞTIRILDI”

    Oturumda Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik politikası ve bunun Kürt sorunu üzerindeki etkisine ilişkin sunumu eski milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş yaptı. Erdoğmuş, İslam’ın adalet ve barış dini olduğunu belirterek, geçmişten bu yana cemaat, devlet ve daha çok politikacılar tarafından siyasallaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Oturumda konuşan eski vekil Abdulbaki Erdoğmuş, barışın muhatabının sadece Kürtler olmadığına, bir bütün insanlığı barışın muhatabı olduğuna dikkat çekti.

    Doç. Dr. Veysel Ayhan ise kongre ile birlikte Kürtlerin ümmeti birleştirebilecek bir güç olacağını ifade etti.

    KATLİAMLAR SONRASI, İSLAM İNSAN İÇİN GELMEMEİŞTİR ANLAYIŞI

    Oturumda son olarak konuşan Hakkari eski Belediye Başkanı, İlahiyatçı Fadıl Bedirhanoğlu, Kürtlerin kamuoyuna devamlı “Müslüman değiller” diye gösterildiğine de vurgu yaparak, Kürtlerin maruz kaldığı katliamlar ve “faili meçhul” cinayetlere dindar çevrelerin yüksek bir sesle karşı çıkmadığını söyledi. Bedirhanoğlu, “Rojava’da aynı şekilde İslam sloganları altında saldırılar yapılıyor. İslam adına yapılan bu kadar kirli şeyden sonra sanki İslam insanlık için gelmemiştir anlayışı ortaya çıktı. 1993’ten bu yana çeşitli dönemlerde Kürt özgürlük hareketi tek taraflı ateşkesler ilan ederek barış talebini yeniledi. Ancak Müslüman olarak kendilerini tanıtanlar bu ateşkesleri fırsat bilerek saldırılarını arttırmışlardır” diye konuştu.

    İSLAM’DA BARIŞIN İNŞASI

    Kongrenin bugün gerçekleştirilen son oturumunda “İslam’da savaş hukuku ve barışın inşası” ve “Kadının İslam’da yeri” konuları ele alındı.

    Toplantıda YNK’nin kongreye gönderdiği mesaj da okundu. YNK’nin kongreye ilişkin gönderilen mesajında Öcalan’ın özgürlüğü için temenniler de bulunuldu.

    “FARZ OLAN DİN ALİMLERİNİN DAVAYA YARDIMCI OLMASI”

    Federal Kürdistan Bölgesi’nden gelen din alimi Abdulkerim Sarbajari konuşmasında tarihteki Kürt ayaklanmalarının liderlerinin tamamının neredeyse din adamlarından oluştuğunu hatırlatarak, şimdiki din alimlerini Kürt hareketlerini desteklemekte ihmalkarlık yapmakla eleştirdi.

    Sarbajari, İslam dininin yaşanan haksızlıklara gözlerini kapatmasının mümkün olmadığını da söyleyerek, din alimlerin, Kuran’da yer alan hakikatlere işaret etmesi ve uyarılarda bulunması gerektiğini ifade etti. Sarbajari, “İslam hiç kimseye intikam istemez. Zarar gelmesini istemez. Hadisler bu kötülüklere karşı mücadele edecek en iyi kaynaktır. Fakat bunca şey gösteriyor ki alimler, tembellik yapmış, görevlerini yerine getirmemişlerdir” diye konuştu.

    Kürt ayaklanmalarının liderlerinin tamamının neredeyse din adamlarından oluştuğuna işaret eden Sarbajari, “Bu devirdeki din alimleri ise Kürt hareketlerini desteklemekte ihmalkarlık yapmakta. Farz olan, bu din alimlerinin bu topluma katılmaları ve bu davaya yardımcı olmaları. Hükümetleri, siyasetlerini gözden geçirmeye davet etmeleri” ifadelerini kullandı. Sarbajarî, son olarak barışın tesisi için hükümetin, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önerilerini dikkat alması gerektiğini belirtti.

    “DİN ALİMLERİ İMRALI’YA GİTSİN”

    Sonuç bildirgesinin okunmasının ardından Irak Federal Kürdistan Bölgesi’nden gelen mele Hello Emin Şerif, sonuç bildirgesin ilişkin bazı öneriler sundu. Şerif şöyle dedi:

    “Kongrenin Kürdistan’ın diğer parçalarında her yıl düzenlemesini istiyoruz. Kongrenin Kürtçenin yasaklanmasına karşı karar alması gerekiyor. Öcalan’ın özgürleştirilmesi ve serbest bırakılması için de bir karar almalıyız. Yine bu kongrenin oluşturacağı bir heyetin İmralı’ya gitmesini talep ediyoruz. Rojava’daki saldırılara karşı bir karar alınmalı. Demokratik bir kurum olarak buradan kurumlaşmaya gidilmesi kadar, İran’daki idamlar protesto etmeli ve Kürt siyasetçilerin serbest bırakılması talep edilmeli. Ulusal Kongre’nin toplanması için de çağrıda bulunmalıyız.”

    Şerif, son olarak, kongreye İslam dinini ve Kürt haklarını savunmak için geldiklerini belirterek, bugün İslam adına Kürtlerin katledildiğini bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    REMZİ BUDANCİR/DİYARBAKIR

  5. : رۆژپڕێس|Rojpress
    12 ئایار 2014 له‌ 01:26

    ئۆجالان : یه‌کێتى گه‌لانى ئومه‌تى ئیسلامى هاوچه‌رخ واتادار ده‌بینم
    ANF – ناوه‌ندى هه‌واڵه‌کان 11.05.2014 18:07:40

    کۆنگره‌ى ئیسلامى دیموکراتى دوێنێ به‌به‌شدارى ژماره‌یه‌کى زۆر له‌که‌سایه‌تى ئایینى ، مامۆستا ، رۆشنیر و نوێنه‌رى پارت و لایه‌نه‌سیاسه‌کانى هه‌رچوارپارچه‌ى کوردستان ، وڵاتانى رۆژهه‌ڵاتى ناوه‌راست و ئه‌وروپا ،له‌شارى ئامه‌دى باکوورى کوردستان ده‌ستى پێکردوو و ئه‌مرۆش له‌دووه‌مین رۆژدا به‌رده‌وام ده‌کات .
    کۆنگره‌ى ئیسلامى دیموکراتى به‌ پێشنیارى رێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان ساز کرا و دوێنێ بۆ ئه‌م مه‌به‌سته‌ رێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان په‌یامێکى ئاراسته‌ى کۆنگره‌که‌ کرد و سه‌رنجى ڕاکێشایه‌ سه‌ر هێزى عه‌ره‌بى سه‌له‌فى و شیعه‌ى ئێرانى ده‌سه‌ڵاتخواز که‌ له‌م سه‌رده‌مه‌دا خۆیان داده‌سه‌پێنن و ڕایگه‌یاند:” له‌ دژى ئه‌و هێزانه‌ که‌ هه‌تا ئێستا ڕێگه‌یان بۆ زیانێکى مه‌زن خۆش کردووه‌، تێکۆشان له‌ سه‌ر بنه‌ماى زیهنیه‌تێک که‌ له‌ هه‌ناوى خۆى دا خاوه‌ندارى له‌ گه‌ل و دیموکراسى هه‌ڵگرتووه‌، وه‌کوو پابه‌ندبوون به‌ جه‌وهه‌رى حه‌قیقه‌تى ئایینى ئیسلامه‌وه‌ ده‌بینیم.”
    ڕێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان ده‌سنیشانى کرد که‌ ئه‌و هه‌ر دوو هێزه‌ له‌گه‌ڵ پێشکه‌وتنى کاپیتالیزم و ئه‌مپریالیزم په‌ره‌یان سه‌ندووه‌، به‌ تایبه‌تى له‌ کاتى هه‌ڵوه‌شانه‌وه‌ى ئیمپراتۆرى عوسمانى دا که‌ به‌ره‌ى ده‌سه‌ڵاتدار و سه‌رده‌ستى کاتى خۆى بوو، به‌کار هێندراون .
    له‌ په‌یامه‌که‌ى ڕێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان دا هاتووه‌:” هه‌ر دوو ناوه‌ند به‌ شێوه‌یه‌کى هاوته‌ریب هه‌تا کۆتایى میکرۆبى نه‌ته‌وه‌په‌ره‌ستییان له‌ دژى جه‌وهه‌رى ئیسلامى به‌کار بردووه‌. له‌ بونیادنانى نه‌ته‌وه‌ – ده‌وڵه‌ته‌کانى خۆیان دا، سیسته‌مى نه‌ته‌وه‌ – ده‌وڵه‌ت که‌ وه‌کوو جه‌وهه‌رى ئه‌مپریالیزمى کاپیتالیزمه‌ ، بۆ خۆ داسه‌پاندن به‌ سه‌ر گه‌لانى خۆیان دا به‌ شێوه‌یه‌کى دڕنده‌ییانه‌ به‌کار هێناوه‌ و هیچ کاتێک له‌و لایه‌نه‌وه‌ پاشگه‌ز نه‌بوونه‌ته‌وه‌. له‌ ڕاستى دا هیچ کاتێک چه‌مکى “ئومه‌تى ئیسلامی” هاوته‌ریب له‌گه‌ڵ “نه‌ته‌وه‌ – ده‌وڵه‌ت” نه‌بووه‌. خۆى له‌ خۆیدا ئیمپراتۆرى ئینگلیز بۆ ئه‌وه‌ى “ئومه‌تى ئیسلامی” پارچه‌ بکات، به‌ زانابوون په‌ره‌ى به‌ چه‌مکى ” ده‌وڵه‌ت – نه‌ته‌وه‌” و ئیدۆلۆژى نه‌ته‌وه‌په‌رستى له‌ هه‌ناوى “ئومه‌تى ئیسلامی” دا داوه‌.”
    ڕێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان ئاماژه‌به‌وه‌ ده‌کات که‌ ئیسلام وه‌کوو ئاینێک ، ته‌مسیلى گه‌ردوونیبوونى هه‌ره‌ دوایی له‌ سه‌ر ناوى ئایین ده‌کات و ڕایگه‌یاند:” ده‌بێ ئێمه‌ به‌ شێوه‌یه‌کى ئازاد و دادپه‌روه‌رانه‌ پێکهێنانى قاعیده‌ و په‌یره‌وى بنه‌ڕه‌تى به‌ سه‌رکه‌وتن بگه‌یه‌نین. ووتنى نه‌خواردنى حه‌قى عه‌بد و نه‌پیلشاندنه‌وه‌ى مێروله‌یه‌ک هه‌مان ئه‌و واتایه‌ ده‌گه‌یه‌نێت .”
    ئۆجالان به‌ بیرى هێنایه‌وه‌ که‌ “حیزبول ــ کۆنترا” و “ئه‌لقاعیده‌” که‌ له‌ دوو ناوه‌ندى زاڵمه‌وه‌ به‌رهه‌م هێندراون و نوێنه‌رانى فاشیزمى نوێن، بونه‌ته‌ به‌ڵابه‌ سه‌ر ئۆمه‌تى ئیسلامیه‌وه‌ و له‌و باره‌یه‌وه‌ ووتی:” ئه‌و هه‌ر دوو فاشیزمه‌، به‌ له‌سێداره‌دان و سه‌ربڕینى مرۆڤه‌کان ترسیان له‌ نێو هه‌موو گه‌لانى موسڵمان و ناموسڵمان و به‌ تایبه‌تى کوردستان دا درووست کردووه‌.”
    ئۆجالان ڕایگه‌یاند که‌ ته‌ڤگه‌رى ئازادى کوردستان هیچ کاتێک خۆى ڕاده‌ستى زیهنیه‌تى کاپیتالیزم، باوکسالارى و ده‌سه‌ڵاتخوازى ناکات که‌ سه‌رچاوه‌که‌ى بۆ ئه‌و هه‌ر دوو ناوه‌نده‌ ده‌گه‌رێته‌وه‌ و هیچ کاتێک ده‌رفه‌تیان پێنادات و له‌و باره‌یه‌وه‌ ده‌ڵێت :” من باوه‌ڕ ده‌که‌م، ته‌ڤگه‌رى ئازادى که‌ ئێمه‌ نوێنه‌رایه‌تى ده‌که‌ین، ده‌بێ به‌ پێگه‌ى دیموکراسى ڕادیکاڵ و ئازاد له‌ دژى ئه‌و زهنیه‌ت و هێزانه‌. من یه‌کێتى گه‌لانى ئومه‌تى ئیسلامى هاوچه‌رخ واتادار ده‌بینم. به‌ڵام ئه‌وه‌ هیچ کاتێک به‌ واتاى ده‌سته‌واژه‌ پووچ و بێماناکانى وه‌کوو “یه‌ک ده‌وڵه‌ت، یه‌ک میلله‌ت و یه‌ک ئاڵا” نییه‌. ”
    ڕێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان له‌ په‌یامه‌که‌ى دا سه‌رنجى ڕاکێشایه‌ سه‌ر پێداویستییه‌کى مه‌زنى به‌رێکخراوه‌بوون له‌ کوردستان و له‌و باره‌یه‌وه‌ ڕایگه‌یاند:” له‌ کوردستانیش وه‌کوو هه‌موو مه‌مله‌که‌ته‌کانى ئیسلامى پێویستیه‌کى مه‌زن به‌ڕێکخراوه‌بوونى ئیسلامى له‌ ئارادایه‌. هه‌ڵبه‌ت دیانه‌تى فه‌رمى ئیسلامى ڕێگه‌ چاره‌ نییه‌. دیانه‌تى فه‌رمى ئیسلامى خه‌سێندراوه‌، له‌ جه‌وهه‌رى ڕاستى ئیسلامى بێبه‌ش کراوه‌ و بۆ دژبه‌رانى وه‌کوو کاریکاتێرێکه‌.”
    په‌یامى رێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان بۆ کۆنفرانسى ئیسلامى دیموکراتیک به‌و شێوه‌یه‌ کۆتایى پێدێت :” له‌ ماوه‌ى رابردوو دا هه‌ندێ هێز و لایه‌ن ده‌یانه‌وێ، چه‌مک و زهنیه‌تى ” ئاتائیست، کۆمۆنیست و ماتریالیستى ڕٶژئاوایى بناسێنن .بۆیه‌ ده‌سته‌واژه‌ى ” کۆیله‌ى زهنیه‌ت” پڕ به‌ پێستى ئه‌و هێز و لایه‌نانه‌یه‌. له‌ هه‌مانکات دا من ئه‌وه‌ ده‌ڵێم؛ ئه‌گه‌ر سرووشتى کۆمه‌ڵگاى ئیسلامى ڕاستییه‌ک بێ، دیندار و ئاتائیستى ئیسلامى نابێ. له‌ زه‌حمه‌تترین هه‌لوومه‌رج دا، له‌ ژێر گه‌مارۆى هه‌موو زاڵمه‌ کاپیتالیسته‌کان که‌ خاوه‌ن ته‌کنیکى هه‌ره‌ پێشکه‌وتووى شه‌ڕن، گه‌لێکى وه‌کوو گه‌لى کورد ڕووبه‌ڕووى هێرش بووته‌وه‌ و هه‌موو شتێکى له‌ ده‌ست ده‌رده‌هێنرێ، له‌ هه‌مانکاتدا ڕووبه‌ڕووى زوڵمى ئیسلامى ساخته‌ش ده‌بێته‌وه‌. قه‌د هیچ شک و گومانێکم نییه‌ که‌ ئێمه‌ نوێنه‌رایه‌تى نه‌ریتى دیموکراتی، یه‌کسان و ئازادى مێژووى ئیسلام، یان به‌ واتایه‌کى دیکه‌ مێژووى مه‌زڵوومه‌کان ده‌که‌ین. ته‌ڤگه‌رکه‌مان سه‌نتێزێکى حوسه‌ینى و سه‌لاحه‌دینى هاوچه‌رخه‌ و ئه‌وه‌ بۆ من سه‌رچاوه‌ى هه‌ره‌ گرنگى که‌یفخۆشییه‌ و په‌یوه‌ست به‌وه‌وه‌، سه‌رچاوه‌ى ئیمانه‌.”
    ڕێبه‌رى گه‌لى کورد عه‌بدوڵڵا ئۆجالان له‌ کۆتایى په‌یامه‌که‌ى دا جارێکى دیکه‌ سڵاوى له‌ به‌شداربووانى کۆنفرانسه‌که‌ کرد.

  6. : رۆژپڕێس|Rojpress
    12 ئایار 2014 له‌ 10:51

    Kürt hareketinde yeni dönem
    Kürt hareketinde yeni dönem
    Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı.
    11/05/2014 02:00 A+ A-
    BDP’nin HDP’ye katılması, Diyarbakır’da yapılan Demokratik İslam Kongresi derken siyasal Kürt hareketinin Türkiye’yi gerek coğrafi gerekse zihinsel yapılarıyla kapsayan yeni bir siyasetin peşinde olduğu anlaşılıyor
    Haber: YETVART DANZİKYAN / Arşivi
    Facebook’ta Paylaş
    BDP -HDP etrafında dönen tartışmaları, iki partinin birleşecek olmasını, beri yandan HDP ve BDP milletvekillerinden gelen “özerklik inşası” sözlerini ve aynı zamanda hazırlıkları epeydir süren ve bu hafta sonu Diyarbakır’da gerçekleşen Demokratik İslam Kongresi’ni şöyle bir alt alta koyduğumuzda, siyasal Kürt hareketinin bir tür atılıma, Türkiye’deki yerleşik siyasal ve idari kalıpları değiştirmeyi denemeye hazırlandığını söyleyebiliriz.
    Bu ipuçları, açıklamalar ve hazırlıklar karşısında -şimdilik- devlet ve müesses nizam cephesinde sessizlik hakim. Tablo, HDP projesine yakın ya da uzak bir şekilde ilgiyle bakan -Kürt terminolojisini kullanacak olursak- “demokrasi güçleri”nde ise kah kafa karışıklığı, kah şüphe ile karşılanıyor. Kimi HDP/BDP seçmenlerinde de genel tabloyla ilgili bazı soru işaretlerinin var olduğunu söylemek yanlış olmaz.
    Bölgesel olsa
    Öncelikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın sözleriyle gündeme gelen ve aslında tüm Türkiye’ye şamil bir öneri olma vasfı taşıyan “yerel kaynaklardan pay istiyoruz” çıkışı, hakkınca tartışılmamış, daha doğrusu reformcu olduğunu iddia eden AKP çevrelerinde sessizlikle karşılanmış, AKP’ye yakın basında ise eski devletçi reflekslerle yorumlanmış bir çıkış. Şimdilik kısa bir cümle üzerinden yürüyen çıkışın bilhassa tüm Türkiye için verimli bir tartışma olabileceği kanısındayım.
    “Reform” diye yola çıkan AKP’nin gittikçe merkeziyetçi bir yapıya doğru ilerlediğini görüyoruz. Türkiye’yi zaten boğan bu merkeziyetçi yapının “şef”çi vasıflar da kazanarak tahkim edilmesine seyirci oldukça toplumun önemli bir kesiminin daha da nefessiz kalacağını öngörmek mümkün. En basit örneklerle söyleyecek olursak HES projelerine Karadenizlilerin, nükleer santral projelerine Mersin, Sinop ve havalisinin, 3. Köprü ve 3. Havalimanı projelerine İstanbul ve Trakyalıların söz sahibi olmasında, “merkezci yapının dağılması” açısından baktığımızda ne mahsur olabilir? Tam tersine hayatlarını bu çapta etkileyen projelerde o bölgede yaşayanların da söz sahibi olması gerekmez mi? Ve böyle bir mekanizma için kurulacak yapılardan birinin de “bölgesel meclisler” olmasında bir kolaylık yok mu?
    KastedilenBu son söylediklerim tabii biraz da benim vehmettiğim başlıklar. Sözlerini daha açan Kışanak ise şunları söyledi: “Kastettiğimiz şey şudur. Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları arttı, bu konuda ekonomik kaynakların da arttırılması gerektiği yönündeki bir taleptir. Bu aynı zamanda yerel imkanların daha iyi kullanmasına vesile olacak bir taleptir. Biliyorsunuz büyükşehir yasasında yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin, maden işletmeciliği, taş ocağı da dahil olmak üzere kaynakların tamamı merkezi hükümetin yetkisine bırakıldı. Bunun eksik bir düzenleme olduğunu ifade etmek istiyoruz. Bu kentte ya da başka bir kentte İstanbul’da, İzmir’de, Konya’da halkın seçtiği yerel yönetimlerin de bu konuda bir iradesinin katılımının ve katkı payı alma hakkının olduğunu ifade eden bir söylemdi. Böyle anlaşılması daha doğru olur.” (Radikal, 16 Nisan 2014)
    Özerklik meselesinin diğer boyutuyla devam edecek olursak. Diyarbakır’daki Eşbaşkan Fırat Anlı ise genel anlamda ne kastettiklerini Radikal’den Pınar Öğünç’e şöyle tarif etti: “Kürtler özerkliği yaşamış bir toplum, hiç bilmedikleri bir yaşam tarzından söz etmiyoruz. 1850’lere kadar Kürtler bu coğrafyada yüzyıllarca böyle yaşadı. Kısmen yargısı, ekonomisi, dış ilişkileri olan bir özerklikti bu. Özerk yapı vardı ama demokratik değildi. Son derece katı ve diktatörce yönetimlerdi. Şimdi demokratiğini inşa etmek istiyoruz..(…) Belediyeleri birer iktidar aracına döndürmek de tehlikedir. Her şeyi planlayan ve yürüten bir yapı olmaktan çok, sivil organizasyonu yönlendiren bir yapı olmasını tercih ediyoruz.” (2 Mayıs 2014)
    HDP-BDP
    Gelelim HDP-BDP meselesine. 8 Haziran’da yapılacak kongre ile BDP’nin HDP’ye katılması, daha doğrusu önümüzdeki dönem için bir karar vermesi bekleniyor. Peki BDP ne olacak? Ve böyle bir birleşmeye neden ihtiyaç duyuluyor? HDP projesi ilk çıkışından beri siyasal Kürt hareketinin tüm Türkiye’ye şamil bir hareket oluşturmaya çalıştığı sık sık tekrarlandı. Bunun BDP çatısı altında yapılmasında ne mahsur olduğu kimi çevrelerde henüz tam anlaşılamasa da yine de yeni bir parti ve yeni bir yapı ile yola çıkmanın; söylemde de bir yenilenme ve bilhassa Batı Anadolu’da yeni bir örgütlenme ihtiyacına karşılık geldiği anlaşılıyor. Peki yeni HDP nasıl olacak ve BDP yoluna nasıl devam edecek?
    Bu konuda geçtiğimiz hafta Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştiren heyetten milletvekili İdris Baluken’in söyledikleri mevcut flu tabloyu bir nebze de olsa dağıtabilecek nitelikte. Baluken’in görüşme sonrası Özgür Gündem gazetesine yaptığı açıklamadan hayli kısaltılmış satır başları şöyle: “DTK’nin Kürt halkının karar mekanizması olduğunu vurguladı. ‘DTK bir proto-meclistir ve önümüzdeki dönemde yerel parlamento olacak ve çözüm de bunun üzerinden gelişecek’ dedi.”
    “BDP’nin yeniden yapılanma sürecine yoğunlaşması gerektiğini vurguladı. (…) BDP’nin özerklikle ilgili kadro yetiştiren, siyaset akademileri kuran, halkı eğiten ve özerkliğin pratik örgütlenmesini yapan bir mekanizmaya kavuşması gerektiğini ifade etti.”
    “BDP ve DTK’nin yerelden inşa ettiği demokrasiyi HDK’nin tüm Türkiye sahasıyla buluşturabileceğini vurguladı. HDK için iki meclisli bir sistem önerdi. Bunlardan birincisi; Demokratik Ulus Meclisi. Bu meclis ulus devletçi meclisi aşan bir model olacak. (…) Bütün bölgeleri temsil edecek bir meclis oluşumu. İkinci Meclis; bölge bazlı kültürel, ekonomik, coğrafik bir takım kriterlerle tanımlanmış olan vilayetleri temsil eden Bölgeler Meclisi şeklinde örgütlendirilebilir. Bu meclisin sayısı Demokratik Ulus Meclisi’ne göre daha fazla, 4 kat veya 5 kat fazla üyeye sahip olabilir. Demokratik Ulus Meclisi ve Bölgeler Meclisi tıpkı senato ve parlamento gibi aynı yapının iki ayrı demokratik karar organı olacak.” (Özgür Gündem, 30 Nisan 2014)
    Hayli kapsayıcı
    HDP için öngörülen yapı ise artık iyi bilinen geniş bir yelpaze. “Alevilere, sol, sosyalist çevrelere, Müslüman demokratlara, liberal demokratlara, Türkiye’deki yoksul kesimlere, işsiz kesimlere, işçilere, emekçilere ulaşabilecek bir kitle partisi modeli..” Bu tablonun üzerine yazının başında belirttiğimiz Demokratik İslam Kongresi’ni de koyduğumuzda siyasal Kürt hareketinin Türkiye’yi gerek coğrafi gerekse zihinsel yapılarıyla kapsayan yeni bir siyasetin peşinde olduğu anlaşılıyor. Bu iddianın pratikte nasıl yürüyeceği, çatısında topladığı ve toplamaya çalıştığı kesimlerin bu iddiaya nasıl yaklaşacağı elbette merak konusu. Kişisel olarak söyleyeceğim ise siyasal Kürt hareketinin Müslümanlığa yeni bir bakış açısı da içeren, toplumun tüm alanlarını kapsayan projelerinin, nasıl desem, hayli “kapsayıcı” göründüğü. Daha doğrusu her ne kadar “demokratik” bir argüman ve pratik taşısa da bu atılımın “modernleştirme” atılımlarının dezavantajlarını barındırma riski. Beri yandan elbette şunu da akılda tutmak gerekir ki Türkiye’nin taşlaşan siyasal yapılarını zorlayan, değiştiren ve zorlama potansiyeline sahip en güçlü ve dinamik hareketin siyasal Kürt hareketi olduğunu da gördük, son yıllarda. Net olan bir şey varsa Türkiye’nin batısıyla daha doğrusu AKP, CHP ve MHP ’nin temsil ettiği müesses nizamıyla bu projelere zihinsel açıdan pek de hazırlıklı olmadığı.

  1. No trackbacks yet.

وەڵامێک بنووسە

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / گۆڕین )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / گۆڕین )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / گۆڕین )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / گۆڕین )

Connecting to %s

%d هاوشێوەی ئەم بلۆگەرانە: